30 Eylül 2012 Pazar

Kesişmek

Bizim ülkemizde "kesişmek" olgusu, kısa süreli bulunduğum diğer ülkelerde yaptığım gözlemlere göre çok daha fazla ve derin yaşanıyor. Başka ülkelerde herkes kendi işine bakarken (minding their own business), bizde olay daha ziyede başkalarını gözlemlemek üzerine.. Mesela mahalle bakkalına giderken bile en azından mahallenin çocuklarının oynadığı futbol maçıyla ilgileniriz, hatta bazen biraz aşırıya kaçıp "at bakalım abinin kıllı göğsüne" diye entegre oluruz oyunun orta yerine.. Akılda ekmek almak olsa bile, sokağa çıkıldığında sanki ekmek almaya giden biz değilmişiz gibi davranırız.. Balkondaki komşularla hal hatır soruşmaca, mahallenin çocuklarına takılmaca, o sırada sokaktan geçmekte olan güzel hatun/yakışıklı erkek ile göz teması kurmaya çalışmaca.. Halbuki ne demiş atalarımız? "el s.kiyle gerdeğe girilmez.." .. hmm.. epey alakasız oldu bu ama o kadar neşeli bi atasözü ki,  araya sıkıştırmadan edemedim.. ehe mehe..

Diyeceğim odur ki efendim, bu kesişmek mevzusunun türlü türlü oluru olmazı var. Bunları anlatacağım bu yazıyı bizzat yaşadığım ve yaşandığına şahit olduğum kesişme seansları üzerine bina edeceğim. hayde bismil..

kesişmelerin en sıradanı, istiklal caddesi gibi kalabalık yerlerde yaşanan 1-2 saniyelik kısa göz sevişmeleridir.. aslında sevişme diyemeyiz, foreplay/önsevişme desek daha doğru sanırım.. o kadar sık ve o kadar hızlı yaşanır ki hiç bir kesişgili (sevgiliden devşirdiğim yeni sözcük.. yersen..) bu kısa önsevişme seansını bir daha hiç hatırlamaz. one night stand gibidir aslında biraz.. "işini bitirir, g.tünü döner yatarsın", bir daha da aramazsın.. budur..
fakat her kesişme bu kadar hayasızca yaşanmaz. bazıları özeldir, güzeldir.. teknik olarak tam bir kesişme olmasa da, sonu kötü bitse de, bir an için bile olsa mutlu eder..
göklerden inmişçesine güzel/yakışıklı biriyle karşılaşırsın bir cafede/restoranda.. o kadar güzel/yakışıklıdır ki yiyeceğin buz keser, içeceğin içilmez hale gelir, unutursun beslenmeyi.. gözlerinle doyarsın.. taa ki o insan sizi hiç s.klemeden yiyip bitirdiği yemeğinin hesabını ödeyip yine hiç s.klemeden mekanı terk edene kadar.. işte o an midene öküz oturur, hayata küsersin, "bunlar nerde yaşıyo amk? bizim etrafımızda niye yok böylesi? ızdırabını s.keyim.." diye kaderine saydırırsın.. "platonik aşk en güzeli galiba" sonucuna varıp, boka dönmüş yemeğini yer, sidikten hallice içeceğini içersin.. büyülü bir zaman parçası, yaşanır biter, her şey normale döner.. gerçek aşk sevişmesi gibidir bu.. sevgi dolu, ateşli, neşeli, kısa süreli.. böyledir..
baştan sona ızdırap gibi geçen kesişmeler de olur.. bunun en kralı da toplu taşıma araçlarındadır..
önce kısa bir bakışmayla başlar.. sonra başka yöne bakarsın, sonra "acaba bana bakıyomu?" diye bir kez daha bakarsın, baktın bakıyo, gözlerini kaçırırsın önce. sonra direk ona bakmazsın da arkasındaki bişeye bakıyomuş gibi yapıp ona bakarsın çaktırmamaya çalışarak. baktın bakmıyo, sen bakarsın, bakarsın, bakarsın... arada bakışmalar çakışır, kesişmeye dönüşür, inatlaşırsın "önce o başka yöne baksın" diye, hakkaten de önce o başka yöne bakar.. kafandan telepatik olarak ona ulaşmasını umduğun binlerce monolog geçer, harekete geçmek istersin, beceremezsin.. tam bir işkenceye dönüşür.. birinizden biri ininceye kadar, belki karşılıklı belki karşılıksız, tatlı bir işkence seansı yaşanır. sado-mazo seks gibi düşünülebilir bu. acılıdır, acıtır, daha da acıtsın istersin, yapmaya devam edersin.. budur..
bir de çok uzun zamandır görmediklerinle yaşadığın kesişmeler vardır. soru işaretleriyle doludur baştan sona.. "o muydu? öteki miydi? gidip selam vereyim mi? hatırlar mı ki? beni görmüş müdür? gördüyse tanımış mıdır? selam vermeye gelecek mi? selam versem de ne konuşucam ki? selam vermeden uzaklaşsam çaktırmadan uyanır mı duruma? sonra facebooktan bulup darlamasın 'gördün de selam vermedin' diye? selam verirsem de o çıkmazsa naparım? işim de var elimi verip de kolumu alamazsam nolur?" bu sorular kafandan geçerken birkaç kez kesişirsin, manalı bakışlar atışılır, onun gözlerinden de benzer sorular okursun ama ondan da adım gelmeyince yoluna devam edersin.. heyecanlıdır.. yeni tanıştığın biriyle asansörde sevişmek gibidir.. heyecanlı, sorularla dolu, adrenalin deposu.. böyledir..
kesişmeden kaçınanlar var bi de.. ona baktığını bilir, kesişme daveti yolladığını hisseder, tribe girip kesişmez seninle.. öyle bi noktaya bakar ki, seni gördüğünü hissettirir, cool olduğu için kesişmez seninle ama ona bakmanı ister.. ezilirsin kısa bir süre, sonra "koy g.tüne rahvan gitsin" der, işine bakarsın.. cool hatun/herif açısından mastürbasyon gibidir bu.. kesişgilisi olmadan tatmin olur, rahatlar.. budur..
kesiştikten sonra harekete geçip tanışan, sevgili olan, hatta evlenen üstatlar da yok değil.. onların önünde saygıyla eğlimekten başka yapacak bişey yok.. eğilin, eğilin ki, göz teması kurarsanız yarın çocuğu veriverir elinize.. aman diyim..

sevişmek güzeldir, kesişmekse; pahabiçilemez..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder